İki Şehrin Hikayesi ve Devrim Üzerine Düşünceler

Tarihe damga vurmuş olayların anlatıldığı romanlar resmi tarih kitaplarına göre daha çok ilgimi çekmiştir. Bir şeyler öğretme gayesi taşımaması ve subjektif oluşu genelde uyandırdığı merakın bendeki kaynağı olmuştur. Tabii olarak resmi tarih önemlidir; ancak yaşanan dönemin edebiyatı da zamanına ışık tutar.  Tarihçiler bile yeri geldiğinde romanlardan, yaşandığı düşünülen olayların doğrulamasını yapabilir. Bunların dışında ve en nihayetinde farklı bir perspektiftir romanlar.

İki Şehrin Hikayesi

Charles Dickens’ın eserlerinden biri olan İki Şehrin Hikayesi, hakkında pek bir şey bilmediğim, eleştirisini okumadığım bir kitaptı. Tesadüf eseri elime geçti. Uzunca bir süredir de kitaplığımda duruyordu. Okumaya karar verdiğimde açıkçası tesirinin bu denli kuvvetli olacağını tahmin etmemiştim. Adından da anlaşılacağı üzere bu romandaki olaylar iki şehirde, Paris ve Londra’da geçiyor. Fransız devrimi ve yarattığı etkilerin anlatıldığı romandaki kahramanlar, bu devrimin etkilerini iliklerine kadar yaşayan ve kendilerini Londra-Paris arasında bulan bir aileden ibaret. Bu aile etrafında dönen olaylar anlatılırken, devrimin etkileri ve yaşattığı trajediye tanıklık ediyoruz. Özelden genele bir devrim resmi çiziliyor diyebiliriz. Tabii yaşanan olayları sebep-sonuç ilişkisi içerisinde irdelemek gerekli. Yazar da tam olarak böyle yapıyor ve devrim öncesi manzarayı resmediyor. Bu resimde soylu sınıfın alt sınıf olarak tabir edebileceğimiz sınıf üzerindeki ezici ve baskılayıcı etkisini görüyoruz. Bir fizik kanunudur. Eğer enerji aktarılamıyorsa üzerinde baskı oluşturduğu nesne veya cisim bir yerde kırılır. Kırılırken de etrafına zarar verir. Devrim de böyle gerçekleşiyor.. Gücü kısa bir sürede eline geçiren kesim yılların birikmişliğiyle kendi iktidarını büyük bir seramoni ile taçlandırıyor. Yönetim halka geçiyor geçmesine ama sonuçları kanlı oluyor. Cehaletin pençesindeki kimi devrim destekçileri de soylu sınıfını toplu yargılamalarla giyotine yolluyor. Aklıselim yerine büyük bir popülizm ve hınç varlığını gösteriyor.

Romanda anlatılan olaylar her ne kadar kurgu da olsa Fransız devriminin kanlı olduğu gerçeği yerinde durmaya devam ediyor. Buradan devrimin sonuçlarının kötü olduğunu düşündüğümü sanmayın. Sonuçta yönetim soylu sınıftan halka geçti. Sadece yaşanan trajedinin boyutunu bilip bu trajediden dersler çıkarmak adına önemli diye düşünüyorum. Gücün daha önce dengelenmesi, sınıfın mümkün mertebe ortadan kaldırılması ya da güçlü bir orta sınıf oluşturulması mümkün değil miydi, gibi sorular bunlar.

Türkiye’nin cumhuriyeti

Fransız devrimi kuşkusuz, yarattığı ulusçuluk akımıyla birçok cumhuriyet gibi bizim cumhuriyetimiz için de model oldu. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının(bir kısmı) Fransız düşünürlerinden etkilendiği göz önünde bulundurulduğunda durum daha iyi anlaşılabilir; ancak benzerlerinin aksine kanlı olmayan, yukarıdan yani aklıselimden gelen bir cumhuriyete sahibiz. Bunun aksini düşünenler cumhuriyetin bizde de aşağıdan gelen bir hareket olduğunu söyleyebilir. Fakat Nutuk ayrıntılı bir şekilde incelediğinde o dönemde halkın bazı kesimlerinde saltanata bağlılığın varlığını satır aralarında yakalamak mümkün. Yaşadığımız dönem diliminde bile otoriter lidere eğilimi olan bir halk olduğumuz gözlemlenebilir. Buna karşılık Atatürk otoriter lider değil miydi, sorusu da akıllara gelebilir. Ancak unutulmaması gereken onun otoriter liderliğinde halk için halka rağmen yaklaşımı ve en önemlisi meşru bir meclis var..

Yukarıda yazdıklarım bağlamında; devrimin sonucunun olumlu olması koşulunda bile içinde acı barındırmasının önününe geçmenin pek mümkün olmadığını görebiliyoruz. Bizdeki gibi aklıselimden gelen bir devrimin-değişimin ise içselleştirilmesi-özümsenmesi sorunlu oluyor. En nihayetinde halkın kendi geleceğini tayin etmesi güzel bir olay. Elde edilmesindeki zorluklar yaşanılan acılar unutulmamalı ve iyi öğrenilmeli. Unutmadan, evrime öykünmeyi deneyerek değişimi kerte kerte özümsesek ve yaşasak insanlık adına nasıl olurdu, merak ediyorum.

Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun.

Adnan İnan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s