Zaman-Mekan’da yolculuk / Çatalca Köfte Salonu

Geçen gün hatıraların izlerini taşıyan bir mekanı ziyaret etmenin insanı mutlu edeceğini düşünüp lise yıllarımda arkadaşlarımla öğle yemeklerinde gittiğimiz bir köfteciye uğramak istedim. Bazen zaman tünelinde geriye doğru yapılan bu tarz yolculuklar iyi geliyor doğrusu.

O yıllarda okulda nimet sayılan öğle araları Çatalca çarşısıyla aramızda sıkı bir bağ kurmamızı sağlıyordu. Öğle arasının geldiğini anlatan zilin çalmasıyla tüm defter, kalem ve kitaplar sıranın üzerinde olduğu gibi bırakılır hemen çarşının yolu tutulurdu. Yemek yediğimiz birkaç dönercinin yanı sıra yukarıda bahsettiğim köfteci en sevdiğimiz mekanlardı.

Bir saatlik molada hızlıca yemek için gidilecek yeri seçer, bir o kadar hızlı da yemeğimizi yerdik. Belki de o, dünyanın en verimli geçirilen bir saatiydi. Bunu sadece yemek için ayırdığımız bir zaman dilimi olarak algılarsanız abarttığımı düşünürsünüz. Haklısınız da! Fakat bizler yemeğimizi yer yemez koşar adımlarla, oyun oynamak üzere dönemin gençleri arasında hayli yaygın olan internet kafelere giderdik. Bizlere yemekten bakiye kalan o zaman dilimlerinde, gruplara bölünerek oynadığımız bilgisayar oyunları hatıralarımız arasında canlı kalmayı hak eden anılardan olsa gerek. Ara sıra tatlı kavgalarda yaşanırdı elbet; fakat bunlar oyunun heyecanıyla yaşanan ufak tartışmaların ötesine geçmezdi.

Zaman mekan üzerinde ne çok şeyi değiştiriyor. Öncelikle bu değişikliğin insanın içinde ufak da olsa bir burukluk bıraktığını söylemeliyim. Kaybedilen yeşil alanlar, Çatalca’nın simgesi olan erguvanlı tepeye yapılan yeni siteler, yıkılıp yenilenen betonarme yapılar, küçük bir şantiyeye dönen kasaba, günden güne azalan el emeği yoğun işletmeler bu burukluğun başlıca kaynağı. Belki de bulunduğumuz anı ıskalıyor ve geçmişe özlem duyuyoruz. Tam olarak kestirmesi de güç.. Neyse ki hala hatıraları canlı tutacak yerler de yok değil. Bunlardan birkaçı: İlçe Jandarma’nın kullanımında olan tarihi bina, Mübadele Müzesi, İnceğiz Mağaraları ve bazı küçük işletmeler. Gerçi bazıları artık pek küçük de sayılmaz.

Arkadaşlarıma ne hatırlatır bilmiyorum; ama artık küçük olmayan Çatalca Köfte Salonu benim hafızamda az çorba, az köfte ve az pilav olarak kalacak. O yıllarda öğrenci için en iyi tarife de buydu sanırım. Ancak ocakta duran ustanın siparişlerimizi, porsiyonun adıyla orantılı koymadığını söyleyebilirim. Muhtemelen bizler gibi öğrenci olan bir çocuğu vardı..

Zaman tünelinde ilerleyerek uzun bir yolculuk sonrası bugüne geldiğimizde, mekanın girişinin pek de değişmediğini söyleyebilirim. En azından dükkan aynı dükkan! Arkaya doğru genişleyen mekan, yandaki arazinin birleştirilmesiyle artık bir otoparka da sahip. Bu otopark, Çatalca içinde araç parkı büyük bir sorun olduğu için derin bir nefes almanızı sağlıyor.. Dükkanın arkasında eskiden olduğunu tam olarak hatırlamadığım açık bir alan da var. Otoparktan giriş yaparsanız zaten direk açık alandan girmiş oluyorsunuz.

Yarı açık sigara içilmeyen kısımda oturuyor ve sipariş veriyorum. Karışık sipariş ettiğim köfteler çok geçmeden masama geliyor. Mekan boş olduğu için de sipariş çabuk gelmiş olabilir. Tam olarak yargıda bulunmak doğru değil. Köfteler; yanında kızarmış sarı undan bir ekmek, çiğ bir dilim domates, ızgarada pişmiş bir biber, biberden yapıldığını düşündüğüm acı bir sos ve pilav ile geliyor. Köftelerin yağ oranı ve kıvamı iyi sayılır. Aşırı baharatlı bir karışım da değil. Yani etin kendine has tadı perdelenmemiş. Sormadım ama köftenin dana etinden olduğunu düşünüyorum.

Tabakta köfteler haricinde öne çıkan pilavdı. Tel tel dökülen pilav açıkçası annemin pilavına taş çıkardı. Ustanın eline sağlık. Pilavın ardından midemde pek bir rahatsızlık hissetmediğim için yapımında tereyağı kullanıldığı kanısındayım.

IMG_0159

Tüm bunların yanında içecek olarak yayık ayran istedim. Gittiğim saatlerde mekan çok dolu olmadığı için ayran makinede sonsuz döngüsü içerisinde değildi. Minik sürahi şeklindeki bir bardağın içerisinde dolaba koymuşlar. Tadı şimdiye kadar içtiklerim arasında orta-alt sıralarda bir yerlerde. Pek yağlı değildi. Burada ayranla ilgili belirtmek istediğim şey aslında işletmeyi hayli ilgilendiriyor. Bu sıcak yaz günlerinde ılık sayılabilecek bir içecek sunulması açıkçası üzücü. Üstelik garsona sıcak olduğunu söylediğimde, bana boş ifadelerle bakıp tepkisiz kalması olayın diğer üzücü yanı. Neyse ki bir ayranın keyfimi kaçıramaması için ceplerim onca anıyla dolu..

IMG_0157.JPG

Velhasıl köftelerimi yüzümde oluşan anlamsız gülümsemelerle bitirdim. Bunlar eski anılarını hatırlayan bir kişinin gülümsemelerinden başka bir şey değildi. Yani Çatalca Köfte Salonu beni iyi bir zaman yolculuğuna çıkarmada ve mutlu etmede başarısız sayılmaz. Köftelere dönecek olursak daha iyi örnekleri mevcut. Bu deneyimden kısa bir süre sonra gittiğim Sirkeci’deki Meşhur Filibe Köftecisi’nden öykünecek çok şeyleri var. 3. kuşağın işlettiği bu köftecinin yüzünüzde oluşturduğu gülümsemeler, Çatalca’daki benzerinin aksine, adil bir yargının verdiği kararlar kadar kesin ve sahici.

Gelişim bir süreç. Bu sürecin iyi olarak kullanılması ise ayrı bir mesele..

Adnan İnan

Reklamlar

Zaman-Mekan’da yolculuk / Çatalca Köfte Salonu” üzerine 2 yorum

  1. Süper! Keyifle okudum 🙂 gitmiş kadar oldum diyebilirim. Merak ettigim bir şey var sadece; bize genelde servisi yapan, güler yüzlü ve esprileri eksik olmayan garson abimiz hala orada calisiyor mu acaba?
    Sevgiler

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s