Genel Bakış – Saklı Seçilmişler / Soner Yalçın

Bir film düşün.
İlk sahne sıradan bir olaylar başlar.
Film ilerledikçe gelişmelere inanamazsın.
Dehşete kapılırsın.
Film biter. Etkisinden kurtulamazsın.
Korkarsın.
Bu kitabın yazım sürecinde ben bunları yaşadım.

Kitaba işte bu sözlerle başlıyor Soner Yalçın. Açıkça belirtmeliyim ki kitabı okuduğunuzda tam olarak bu duygular içerisine giriyorsunuz..

Saklı Seçilmişler…

Uzun soluklu bir araştırmanın ürünü olan Saklı Seçilmişler, gıda güvenliği ve insan sağlığı meselesinde farkındalık yaratacak bir başucu eseri..  Kitabın giriş bölümünde yazım sürecinde kullandığı metodolojiyi Decartes’dan yaptığı bir alıntıyla açıklıyor yazar.

‘Birincisi, açık şekilde bilmediğim bir şeyi asla doğru olarak kabul etmem. İkincisi, doğru çözüme ulaşmak için incelediğim konuyu mümkün mertebe küçük parçalara ayırır, sonra analiz ederim. Üçüncüsü, küçükten büyüğe doğru adım adım ilerleyerek düşüncelerimi netleştirmeye çalışırım. Nihayet, her durumun sonucunu ortaya koyup, genel olarak gözden geçiririm.’

Kitabın anlattıklarına geçmeden ufak bir anektot aktarmak istiyorum. Bu alıntıyı ilk okuduğumda bana bir şeyler hatırlattı; ama ne olduğunu tam olarak çıkaramadım. Belli bir aradan sonra aklıma geldiğinde ise yüzümdeki tebessümü hatırlar gibiyim.. Soner Yalçın’ın kitabında Decartes’dan alıntıladığı ve yazarken uyguladığı bu metot Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktıktan sonra kafasında şekillenen ve Nutuk’da bahsettiği metodun bir benzeriydi.

‘Uygulamayı bir takım evrelere ayırmak; olaylardan, olayların akışlarından yararlanarak ulusun duygu ve düşüncelerini hazırlamak; basamak basamak ilerleyerek hedefe ulaşmaya çalışmak gerekiyordu.’ Benzerlik sizce de yok mu? Gerçi Mustafa Kemal’in Fransız ekolünden etkilendiği bilindiğinde bu çağrışım daha somut bir anlam kazanabilir. Konuyu fazla dağıtmadan kitaba dönelim.

Öncelikle kitapta gıda, tarım ve ilaç sektöründeki dev şirketler tanıtılarak dünden bugüne uyguladıkları politikalar çarpıcı örnekler ile anlatılıyor. GDO’lu gıdaların üretiminin nasıl desteklendiği, bu gıdaların dünya genelinde nasıl yayılmaya çalışıldığı genel bir çerçeve içerisinde okuyucuya sunuluyor. Amerikan Marshall yardımı ile ülkemize sokulan süt tozu, margarin gibi ürünlerin ve bu ürünlerin girişine direnen insanlarımızın hikayesi de kitabın öne çıkanları arasında yerini alıyor. Zeytinyağlı yiyemem aman türküsünün, bu gibi gıda dayatmaları sırasında halk arasında yaygınlaştırılmış olduğunu da bu kitaptan öğreniyoruz..

Sadece GDO mu?

Tabii ki değil! Kitap yediğimiz tavuktan içtiğimiz tütüne, toprakta kullandığımız zirai kimyasal zehirlerden nişasta bazlı şekere kadar gıda güvenliğinde önem derecesi yüksek konulara değiniyor.

Atatürk’ün değeri!

Mustafa Kemal’in gıda-tarım ve hayvancılık konusunda Cumhuriyet’in ilk yıllarında yaptırdığı çalışmaların anlatıldığı bölüm de önemli anektotlar içeriyor. Özellikle tohum ıslah çalışmaları, kurulan çiftlikler, zirai araştırma kuruluşları ve kooperatifçiliğin önünü açan-teşvik eden kanunlar bunların en önemlileri arasında..

Sonuçtan tabii ki kitabı okumaktaki şevkinizi kırmamak için bahsetmeyeceğim. Yalnız günümüzde dijitalleşen dünyada insan kaynağına olan ihtiyacın azalması sizleri yazarın çıkarımına götürecek ipuçları olsun.

Geleceğini düşünen toplumlar beslenmelerine önem verirler. Bu düsturla vahşi kapitalizmin dayattığı klişeleri fark etmek adına kitabı şiddetle tavsiye ediyorum.

Unutmayın! Ne yiyorsak O’yuz!

Adnan İnan

Kaynak: Saklı Seçilmişler, Soner Yalçın, Kırmızı Kedi Yayınevi

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s