Genel Bakış – Geleceğin Fiziği / Michio KAKU

Gelecek söz konusu olduğunda az çok hepimizin kulağı sesin geldiği yönü takip eder ve o gizemli sorunun cevabı arar, gelecek nasıl olacak?.. Aklınıza hemen kahve falı gelmesin! Geleceği tahmin etmenin başka yöntemleri de olmalı. Yöntem mi? Tabii ki bilimsel.

0000000590023-1

Michio Kaku, ‘Geleceğin Fiziği’ isimli kitabında geleceğe dair merak uyandıran tahminlerini anlatıyor. Tıpta, bilgisayarda, yapay zekada, nanoteknolojide, enerji üretiminde ve uzay yolculuğunda devam eden devrimsel gelişmeleri, önümüzdeki yüz yılın kısa-orta ve uzun vadeli tahminleri ile sunuyor.

Gelin kitabın bölümlerine kısa bir göz atalım.

Bilgisayarların geleceğinin sorgulandığı bölümde, en dikkat çeken kısım Moore Yasası’nın bulunduğumuz yüz yılın ortalarına doğru geçerliliğini yitirecek olması. ‘Moore Yasası nedir?’ diyecek olursanız şöyle açıklayalım: Bilgisayar donanım cihazlarındaki hız her 18 ayda bir 2’ye katlanır der Moore, ortalama olarak da böyledir durum. Bilgisayarların temel işlemcilerindeki transistörler git gide ufalır ve moleküler boyuta ulaşır. Sonucunda mikro çipin içine transistör sığdıracak yer bulamayız ve bilgisayar işlemcilerindeki hız sabit kalır. Kısaca söylemek gerekirse günümüzün parlak milyonerlerini çıkaran Silikon Vadisi’nin mikroçiplere dayalı tahtı gelecekte sarsılabilir. Bu bölümün konusu sadece Moore Yasası değil elbette. Arttırılmış gerçeklikten sanal gerçekliğe uzanan bir yolculuk da sizleri bekliyor.

Yapay zekanın geleceğinin sorgulandığı bölümde ise gelecekte robotlarla ne gibi ilişkiler içerisine gireceğimizin ipuçlarını bulabilirsiniz.. Belki de sosyal hayatta kendilerine yer edinecekler. Kim bilir?..

Mesele sağlık olunca..

Kitaba bakarak tıpta doktorları zor bir geleceğin beklediğini söyleyebiliriz. Elbet bu görüş biraz abartılı olsa da desteklenen argümanlarla kafanızda soru işareti de bırakmıyor değil. Doktorların yerine mikroçipler mi? Evet yanlış duymadınız. Vücudunuzun içerisinde kritik noktalara yerleştirilmiş çipler 7/24 ölçtüğü bilgilerle hastalıklar başlamadan önlem almamızı sağlayabilirler. Yapmanız gereken tek şey sabah kalktığınızda çiplerinizden gelen verileri değerlendiren aynanızla konuşmak! Fazla bilim kurgu gelse de gelecekte görülmesi muhtemel bir teknoloji.. Gen terapi, yaşlanmayı tersine çevirme ve dahası da bu bölümde. Unutmadan! Kaku bu bölümde tıp tarihini de irdeliyor ve tıbbın 3 aşamadan evrildiğini söylüyor. Batıl inançlar ve büyücülükle başlayan macera, mikrop kavramının gelişimi ile devam edip moleküler tıpla son buluyor. Güzel bir kronolojik tespit..

Daha küçüğe..

Nanoteknoloji de bizleri neler bekliyor? Sonsuz büyüğün sırrı sonsuz küçükten mi geçiyor? Bu gibi soruların yanıtlarının arandığı nanoteknolojinin geleceği bölümünde kuantum bilgisayarlardan, nano arabalara ve daha bir çok konuda bilgi bulabilirsiniz.

Doymak bilmeyen insanlık..

Gelelim günümüzün en büyük problemlerinden olan enerjiye.. Enerji elde etme yöntemlerinin ayrıntılı bir şekilde incelendiği bölümde yenilenebilir kaynaklardan geleneksel enerji kaynaklarına uzanan bir analiz sunuluyor. Geleceğin yenilenebilir enerjiden yana şekilleneceği ayrıca füzyon yani kaynaşmanın da çok büyük bir yere sahip olacağı belirtiliyor. İnsanın devamlı artan enerji ihtiyacına sonunda bunların da çare olamayacağı ve işin içerisine oda sıcaklığında süperiletkenlerin gireceği açıklanıyor. Yani boşa harcadığımız sürtünme kuvvetine veda edecek gibiyiz.. 🙂

Uzaya seyahatin geleceği.. Uzaya seyahat hayal mi?

Kitaba göre şimdilik öyle görünüyor. ‘Maliyetler göz önüne alındığında, 2100 yılında ve sonrasında bile, insan ırkının çoğunluğu diğer gezegenleri ziyaret etmek amacıyla bir uzay gemisine binmeyecek. Bir avuç astronot gezegenler arasında küçük karakollar yaratmış olsa da, insanlığın kendisi Dünya üzerinde sıkışıp kalmış olacak’ diyor Kaku. Uzaya seyahatin önünü set çeken roket maliyetlerinden de bahsediyor ve muhtemel teknolojileri ayrıntısıyla anlatıyor.

Sermaye ve insanlık!

Kitapta iki ayrı bölüm olarak anlatılanları bir paragrafta toplayalım istedik. Genel bir doğu-batı kıyaslaması ile başlayan sermayenin geleceği bölümünde, sermayenin nasıl doğudan batıya geçtiği ve tekrar nasıl doğuya yöneldiği irdeleniyor. Ayrıca dünyada meydana gelen 1850, 1927 ve 2008 krizlerinin sebepleri üzerinde durulup tekrardan bu hatalara düşüp düşmeyeceğimiz sorgulanıyor ve emtia yani ticari sermayenin git gide entelektüel sermayeye nasıl dönüştüğü ve dönüşeceği anlatılıyor. İnsanlığın geleceği bölümünde ise fizikçilerin uygarlığı nasıl sınıflandırdığını anlatılıp, bu skalada nerede olduğumuz ve bizleri nelerin beklediği ipuçları ile veriliyor.

Sonuç:

Bu kitaba yalnızca gelecek tahminlerinin yapıldığı bir kitap olarak bakmak yanlış olur. Çünkü geleceğin tahminini yapabilmek için günümüzü ve geçmişi çok iyi analiz etmiş olmanız gerekir. Michio Kaku kitabında bunu çok güzel başarıyor. Bilimsel gelişmeleri yakından takip eden biriyseniz kütüphanenizin bir köşesine bulunması gereken kitaplardan. Kim bilir? 2050’de bir daha okumak nasip olabilir..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s